logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-ZEKAT-SADAKA
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
Anlamadan okumak
Anlayabilmeniz için
Âyete farklı yorum
Başka delil var mı?
Çağa göre tefsir
Çeşitli sorular
Delil göstermek
Dinimizde tevil
Dinlemek daha sevap
Ha-mim'lerin şefaati
Hatim nedir?
Herkes anlayamaz
Hiç düşünmez misiniz
Hoparlörden Kur'an
İslam harfleri
Kabristanda Kur'an
Kıraat ilmine dair
Kim için indi?
Kur'an değişmemiştir
Kur'an değiştirilmez
Kur'an hayranlığı
Kur'an mahlûk değil
Kur'an niçin Arapça?
Kur'ana mâna vermek
Kur'anda Ehli Kitap
Kur'anda nesh
Kur'anda sayılar
Kur'anda var mı?
Kur'andaki mecazlar
Kur'anı kim anlar?
Kur'anın benzeri
Kur'anın korunması
Kur'anın tercümesi
Meal okumak
Meal ve Tefsirler
Mezhebe göre tefsir
Mushaf'a başka harf
Müteşabih Âyet-Hadis
Nasıl anlarız
Okumak ibadet mi?
Okumak ve dinlemek
Okumanın edebi
Öğrenmek ve okumak
Rüzgâr eken
Sapık fırkalar
Sünnet de delildir
Türkçe Kur'an yazmak
Ücretle Kur'an okuma
''Tarihsel'' Ayetler
Zırva tevil götürmez
+Ateistlere cevaplar
+Surelerin fazileti
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

Müteşabih âyet ve hadisler

Sual: Müteşabih âyet ve hadisleri tevil etmek gerekir mi?
CEVAP
Kur’an-ı kerimde manası açık olan âyetlere Muhkem âyetler, manası açık olmayan, tefsire, izaha muhtaç olanlara Müteşabih âyetler adı verilir. Müteşabih olanlara açık manalarını vermek akla ve dine uygun olmazsa, uygun mana vermek, yani Tevil etmek gerekir. Açık manalarını vermek günah olur.

Âyetler gibi hadis-i şerifler de, muhkem ve müteşabih diye ikiye ayrılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kur’anda yedi şey bildirilir: Yasak, emir, helal, haram, muhkem, müteşabih ve misaller. Helali helal, haramı haram bilin, emredilenleri yapın! Yasak edilenlerden sakının! Misal ve hikaye olanlardan ibret alın! Muhkem olanlara uyun! Müteşabih olanlara inanın!) [Hakim]

(Gece seher vakti, Allahü teâlâ dünya semasına iner),
(Resulullah, Allah gökte diyen cariyeyi tasdik etmiştir) hadis-i şerifleri müteşabihtir. Mücessime ve Müşebbih fırkaları, (Allah cisim gibidir. Arş üzerinde oturur, iner, yürür) gibi şeylere inandıkları için kâfirdir. (Tatarhaniye, Milel ve Nihal)
[Mısır, Şam, Kudüs kadılıkları da yapmış olan Şafii fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed ibni Cemaanin (Erreddü-alel-müşebbihi fi-kavlihi teâlâ Errahmanü alel Arş-isteva) kitabı bu konuda çok güzeldir.]

Mevlana Halid Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlânın yönü, karşıda bulunması yoktur, madde, cisim değildir. Sayılı değildir. Ölçülmez. Onda değişiklik olmaz. Mekanlı değildir. Bir yerde değildir. Zamanlı değildir. Öncesi, sonrası, önü arkası, altı üstü, sağı solu yoktur. Bunun için, insan düşüncesi, insan bilgisi, insan aklı, Onun hiçbir şeyini anlayamaz. Onun nasıl görüleceğini de kavrayamaz. El, ayak, yön, yer ve bunlar gibi, Allah için caiz olmayan kelimelerin, âyet ve hadislerde bulunması, bizim anladığımız ve bildiğimiz, bugün kullanılan manalarda değildir. Böyle âyet ve hadislere Müteşabihat denir. Bunlar, kısa veya uzun olarak, Tevil olunur. Yani, Allah’a yakışacak başka mana verilir. Mesela, (Allah’ın eli, onların ellerinin üstündedir) ve (Arş’ın üzerine istiva eden Allah, nerede olursanız olun, sizinle beraberdir) mealindeki âyetler için, burada ne murat edilmişse, öylece inandım demeli. Allah’ın ilmi, bizim ilmimize, benzemez. Onun eli de, elimiz gibi değildir, istivası da bizim istivamıza benzemez, beraber olması bizim beraber olmamıza benzemez demelidir. (İtikadname)

Selefiyeciler, bu âyetin beraber olma kısmını tevil ediyorlar da, istiva kısmını tevil etmiyorlar. Tevil etmeyince ikincisindeki tuhaflığı görüyorlar da, birincisindekini göremiyorlar. Birçok âyette, (Onlar kördür) buyuruluyor. Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler Kureyş lügatı ve lehcesi iledir. Kelimelere, 1400 yıl önce, Hicaz’da kullanılan manaları vermek gerekir. Zamanla değişip, bugün kullanılan manaları vermek yanlış olur.

Zıllullah için, Allah’ın gölgesi diyorlar. Âlimler, zıl [gölge] kelimesine himaye, koruma gibi manalar vermiştir. Mesela, (Ali, Veli’nin gölgesinde geçiniyor) denince, Ali’nin Veli’nin himayesinde olduğu anlaşılır.

(Allah, gölgesinden [himayesinden] başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamette, yedi sınıf insanı kendi gölgesinde gölgelendirir.)
[Buhari]

(Sultan, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir.) [Taberani]
mealindeki hadislerde geçen gölge himaye demektir. Sultan, Allah’ın gölgesidir demek, (Sultan Allah’ın emirlerini uygulamak yetkisine sahip) demektir. (Din, kılıçların gölgesi altındadır) hadis-i şerifi ise, (Din, devletin himayesi ile yayılır) demektir. Nasıl ki, Beytullah [Allah’ın evi] kelimesini, hâşâ Allah’ın barındığı ev olarak anlamıyorsak, gölge, el, yüz, istiva gibi kelimeleri de böyle anlamak gerekir.

Mülk Allah'ın elindedir

Sual: Allah'ın da insan gibi el, yüz ve benzeri uzuvlarının olduğunu söyleyen bir arkadaş, (Mülk sûresinin ilk âyetinde Allah'ın eli olduğu bildiriliyor) dedi. Biz, Allah hiçbir varlığa benzemez olarak biliyorduk. Kur’anda (Allah'ın eli vardır) deniyor mu?
CEVAP
Hayır, hiçbir âyette, Allah'ın eli, yüzü var veya başka bir uzvu var denmiyor. Mülk sûresinin ilk âyetinde, (Mülk Allah'ın elindedir) buyuruluyor. Bu bir deyimdir. (Mülkün sahibi de, tasarrufu da Allah’a aittir) demektir. El ile hiç alakası yoktur. İmam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki:
Filan belde filan valinin elindedir denilince, hiç kimse o beldenin valinin avucunun içinde olduğunu anlamaz. Çünkü bir belde, elin içine alınmaz. O hâlde burada, istiare vardır. Valinin eli kesik bile olsa, yine aynı ifade kullanılır. (İlcam-ül Avam)

(Falanca dünyayı parmağıyla döndürür) demek de böyledir, parmakla ilgisi yoktur. (Her şey Allah'ın elinde) demek de böyledir. Yani her şey Onun kudreti altındadır. Kur'an-ı kerimde geçen diğer, el, yüz gibi ifadeler hep deyimdir, hakiki manâda değildir. (Allah'ın eli vardır) diyenler, (Müşebbihe) ve (Mücessime) denilen sapık fırkaların mensuplarıdır.

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.