logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
Bayram namazları
Bazı tesbih ve dua
Cem etmek
Cemaatle namaz
Cenaze namazı
Çeşitli sorular
Dilsiz ve kekeme
Ezan ve İkamet
Gece namazı
Hastalıkta namaz
Hünsa'nın namazı
İade gerektirmeyen
İbadet lisanı
İftitah tekbiri
İkindinin sünneti
İmamlık
Kadınların namazı
Kağıda bakarak okuma
Kalbim temiz demek
Kıbleye karşı dua
Kılmamanın zararı
Kılmayanın iyiliği
Kısa kollu namaz
Kıyam ile ilgili
Kilisede namaz
Kime zor gelir
Kutuplarda namaz
Mesbukun namazı
Mezarlıkta namaz
Mezheplerde hükümler
Mübah olan özürler
Namaz kılınan yerde
Namaz nasıl kılınır?
Namaz Programı
Namaz Risalesi
Namaz ve riya
Namazda huşu
Namazda niyetin yeri
Namazdan sonra
Namazı bozan şeyler
Namazın farzları
Namazın müstehabları
Namazın mekruhları
Namazın sünnetleri
Namazın vacibleri
Namazla alay edilmez
Namazlarda niyet
Nasıl elbise giymeli
Önden geçmek
Rabbena lekel hamd
Resimli seccadeler
Rükû ve secde
Rükün nedir
Salât ne demektir?
Sandalyede namaz
Sarık ve Takke
Secde-i sehv
Sübhane Rabbike
Sure atlamak
Sünnet - Farz arası
Sünnetleri kılmamak
Tadil-i erkan
Teganni nedir?
Teravih namazı
Tertip sahibi olmak
Tilavet secdesi
Vaktinde kılmak
Vitir namazı
Yanlış okumak
Yüksek sesle âmin
Zamm-ı sure okumak
+Cihaz ile ibadet
+Cuma namazı
+İstikbâl-i Kıble
+Kaza namazı
+Nafile Namaz
+Namaz Sureleri
+Namaz Vakitleri
İctimâ Vakti
İrtifa Cedveli
Kerâhet Zamanları
Mekruh vakitler
Mühim Tenbih
Namaz Vakitleri
Temkin Müddeti
Sabâh nemâzı vakti
Öğle Nemâzı Vakti
İkindi Nemâzı Vakti
Akşam Nemâzı Vakti
Yatsı Nemâzı Vakti
Dühâ (Kuşluk) Vakti
Dahve-i kübrâ Vakti
Gece Yarısı Vakti
İsfirâr-ı şems Vakti
İştibâk-i nücûm
Meyl-i Şems
Oruç ve namaz
Seher Vakti
Ta'dîl-i zemân
Teheccüd Vakti
+Necasetten taharet
+Yolculukta namaz
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

Farklı Namaz Vakitleri Hakkında

MÜHİM TENBÎH

Türkiye Takviminin Türkçe ve muhtelif lisânlardaki baskıları, Türkiye Gazetesinin Türkiye ve Avrupa baskıları ile Ramezân-ı şerîf imsâkiyelerimizde, İnternetteki www.namazvakti.com ile www.turktakvim.com adreslerimizde ve sitemizde de neşr olunan namaz vakitlerini, Osmânlı âlimlerinin en yüksek makamı olan (Meşîhat-i İslâmiyye)nin hazırladığı 1334 [m.1916] senesinin (İlmiyye sâl nâmesi) ismindeki takvim ile İstanbul Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin 1958 tarih ve 14 sayılı (Türkiye’ye Mahsûs Evkât-ı Şer’iyye) kitâbındaki usullere göre hesâbladık.

İbâdetlerin vakitlerini tayin ve tesbit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. Fıkıh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini (Fıkıh) kitâblarında yazmışlardır. Bildirilmiş olan vakitleri, hesâb etmek câizdir. Hesâb ile bulunanların, din âlimleri tarafından tasdik edilmesi şarttır. Bunlardan 1926 senesindeki Takvim-i Ziyâ’da diyor ki: “İşbu takvim, Diyânet İşleri Riyâseti Heyet-i Müşâveresi tarafından tetkik edilip, riyâset-i celîlenin tasdiki ile tab’ edilmiştir.” Din işlerinde İslâm âlimlerinin ve İslam astronomi mütehassıslarının tasdik ettiği namaz vakitlerini kullanmalıdır. Elmalılı Hamdi Yazır, (Sebîl-ür-reşâd) mecmuasının 22. cildinde, bu hususta tafsilât vermiştir.

Hakîkî din adamlarından ve hey’et (astronomi) ilmi mütehassıslarından meydana gelen takvim hey’etimizin, en modern âletlerle yaptığı rasad ve hesâblarla bulunan namaz vakitlerinin, İslâm âlimlerinin asırlardan beri bulup bildirdikleri Rub’-ı dâire ile yapılan hesâblarla aynı olduğunu gördük. 1982 senesine kadar, temkin zamanını ve güneşin namaz vakitlerine âid olan üfuktan yükseklik açılarını kimse değiştirmemiş, bütün Âlimler, Velîler, Şeyh-ülislâmlar, Müftüler, bütün müslümanlar, asırlar boyunca namazlarının hepsini, daima temkinli vakitlerinde kılmışlar ve oruclarına temkinli vakitlerinde başlamışlardır.

1983 senesinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu husûsta bir ihtilâf da yoktur. Nitekim, Diyânet İşleri Başkanlığı’nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı bütün müftülüklere gönderdiği tamimde, “1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.” şeklinde bildirilmiştir.

Türkiye takviminin hazırladığı, Türkiye Gazetesi ile İnternette de neşr olunan vakitlerde ve imsâkiyelerde, temkin zamanı ile namaz vakitlerine âid olan Güneşin Şer’î üfukdan, irtifâ’ zâviyeleri yani, üfukdan yükseklik açıları hiç değiştirilmemiş, namaz ve oruc vakitleri, doğru olarak bildirilmiştir. Bir şehirde tek bir temkin vardır. Bu da, herhangi bir namazın, astronomik formüllerle, astronomik üfka göre bulunan vaktinden (astronomik hesâbla bulunan vaktinden), doğru vakit olan şer’î vaktini bulmak için kullanılır. Kısacası;

Temkin Müddeti: astronomik üfka göre, astronomik formüllerle bulunan vakitleri, İslâm âlimlerinin eserlerinde namaz vakitleri için buyurdukları semâ küresindeki alâmetlerin olduğu, şer'î vakitlere getiren müddettir.

Her namaz vakti için, ayrı ayrı temkinler yoktur. Temkin miktarını bir ihtiyat zamanı zan ederek, imsâk vaktini 3-4 dakika geciktirenin orucu ve gurûbu (akşam vaktini) 3-4 dakika öne alanın orucu ve akşam namazının fâsid olacağı (bozulacağı) (Dürr-i yektâ)da da yazılıdır. Şimdi de, her Müslümanın bu İcmâ’-i Müslimîn’den ayrılmaması lâzımdır.

İslâm astronomi mütehassısı Ahmed Ziyâ Bey (Rub’-ı dâire) kitâbında diyor ki, (Avrupalılar fecr-i sâdıkın başlaması olarak, üfuk üzerinde beyazlığın tamamen yayıldığı vakti hesâb ediyorlar. Bunun için, fecir hesâblarında, güneşin irtifâ’ını –18 derece alıyorlar. Biz ise, üfuk üzerinde beyazlığın ilk görüldüğü vakti hesâb ediyoruz. Bunun için de şemsin (Güneşin) irtifâ’ının, -19 derece olduğu vakti buluyoruz. Çünkü islâm âlimleri, imsâk vaktinin, beyazlığın üfk-ı zâhirî üzerinde yayıldığı vakit değil, BEYAZLIĞIN ÜFUK ÜZERİNDE İLK GÖRÜLDÜĞÜ VAKİT olduğunu bildirdiler.) Yani, İslâm âlimleri asırlardan beri, fecr (imsâk) vaktinde Güneşin üst kenarı irtifâ’ının, üfkun altında -19 derece olduğunu anlamışlar, diğer rakamların doğru olmadığını bildirmişlerdir. Fetvâ böyledir. Müctehid olmayanların bu fetvâyı değiştirmeye hakları yoktur. Fetvâya uymayan ibâdetler, sahîh olmaz.

Yatsı nemâzının vakti ise, imâmeyne (yani İmâm-ı Ebû Yûsüf ile İmâm-ı Muhammed) ve diğer üç mezhebe göre batıdaki zâhirî üfuk, yani görünen üfuk hattı üzerinde kırmızılığın kaybolduğu, yani Güneşin üst kenârının, üfkun altında -17 derece irtifâ’a (aşağıya) indiği vakittir. Namaz vakitleri hesâb edilirken, Güneşin üfuk altındaki, imsâk ve yatsı vakitlerine âid olan irtifâ’ dereceleri de değiştirilmemelidir.

Bunun için, temkin zemânlarını ve dolayısı ile nemâz vaktlerini değişdirmek câiz değildir. Nemâz vakitleri hesâbında mutlaka, zarûrî olarak kullanılması gereken temkinin lügat ma’nâsına bakarak, bunu bir ihtiyat zemânı zan etmek ve efkâr-ı umûmiyeyi bu şekilde şartlandırmak da doğru değildir. Temkin müddetlerini kısmen veya tamâmen ortadan kaldırmak, imsâk ve nemâz vakitlerini değiştirmektir.

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.