logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
Altın günü yapmak
Avrupa’da faiz
Dar-ül-harbde caiz
Faizli alış verişler
Kâr zarar ortaklığı
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
DİNİ BİLGİLER
DİNİ BİLGİLER
Loading

Faiz

Konuyla ilgili Sesli Dosyayı dinlemek için lütfen tıklayınız!

Sual: Dinimizde faizin hükmü nedir?
CEVAP
Bugün faizin, içkinin, zinanın haram olduğunu bilmeyen Müslüman yoktur. Haramlar zamanla helal olmaz. Şu kadar var ki, (Zaruretler, haram olan bir şeyi mubah kılar), fakat zaruret bitince haramlığı devam eder. Mesela susuzluktan ölecek kimsenin, şaraptan başka içecek bir şey bulamazsa, ölmeyecek kadar şarap içmesi caiz olur. Daha fazla içmesi caiz olmaz. Açlıktan ölecek kimsenin leş yemesi de böyledir.

Bu ve benzeri durumlar haricinde faize helal denmez. Faiz hakkında hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Faiz alana da verene de lanet olsun!)
[Müslim]

(Vücuduna dövme yapana, yaptırana, faiz alıp verene lanet olsun.) [Buhari]

(Allahü teâlâ, dört kimseyi Cennete koymaz: Bunlar, devamlı içki içen, faiz alan, yetim malı yiyen ve ana-babasına asi olandır.) [Hakim]

(Faiz 73 kısımdır. En aşağısı, kişinin anası ile zina etmesi gibidir.) [Hakim]

(Bir dirhem faiz alıp vermek otuz zinadan günahtır.)[Taberani]

(Hep faiz yiyen sonunda fakirliğe düşer.)[İ. Mace]

(Zina ve faiz yaygınlaşan toplum, Allahü teâlânın azabını hak etmiş olur.) [E.Ya’la]

(Kıyamet yaklaştıkça, faiz, zina, ve içki çoğalır.) [Taberani]

Faiz hakkında pek çok hadis-i şerif vardır. Kur'an-ı kerimde Bekara suresi 275. âyet-i kerimesinde, (Alış verişin helal, faizin haram) olduğu bildirilmektedir.

Ecnebi ülkelerde, Müslümanların, gayrimüslimlere ödünç verip, onlardan faiz almalarının caiz olduğu Mülteka’da yazılıdır. Mecmaül enhür ve Dürer’deki hadis-i şerifte, gayrimüslim ülkelerde, Müslümanların kâfirlerden faiz almalarının caiz olduğu bildirilmiştir. Bundan başka zaruret dışında faiz her yerde her zaman haramdır. (Cevhere)

Faiz yalnız İslam dininde değil, semavi dinlerin hepsinde haramdı. Fetava-i Hayriyyede buyuruluyor ki:
(Zimmi [gayrimüslim] zimmiye elli lira ödünç verip, faizi ile birlikte ellibeş lira alsa, beş lirayı geri vermesi gerekir. Çünkü, faiz her dinde haramdır.)

Faiz, ödünç vermekte, rehinde ve alış verişte olur. Fıkıh kitaplarında faizin yetmişten fazla çeşidinin olduğu bildirilmektedir. Bunun için alış veriş ve başka sözleşme yapacak kimselerin, hangi hallerde faiz olduğunu iyice öğrenmesi gerekir.Bu bilgileri öğrenmek farz-ı ayndır. Bilmeyen kimse farkında olmadan faiz alıp verir, böylece büyük günaha girmiş olur. Haram olduğunu bilmediği için tevbe etmez.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Daha fazlasını ödemesi şartı ile ödünç vermek faizdir. Haram anlaşma ile ele geçen malın hepsi haram olur. Mesela, 12 kile ödemesi şartı ile, on kile buğday ödünç verilse, 12 kilenin hepsi haram olur. Fazladan alınan 2 kilesi kul hakkı olduğu için, geri verilmesi gerekir. On kilesi de haram olduğu için fakire sadaka olarak verilir.

Bir teneke sütün içine konan bir bardak idrar sütün tamamını necis eder. Faizle ödünç verilen paranın, faizini, ana parasından ayırmak mümkün olmaz. Sütte olduğu gibi tamamı kirlenmiştir.

Sual: Almanya’da bazıları, (Avrupa İslam diyârı değildir, dâr-ül-harbdir) diye, bazı şeyler yapıyorlar. Kanunlara uymak, faiz almak, sigorta yaptırmak, sakal kesmek, Cuma kılmamak, haç takmak, yalan söylemek gibi şeyler caiz midir?
CEVAP
Dâr-ül-harbde de olsa, İslam bilgilerinin yaygın olduğu yerde, müslümanların çoğunun bildiği şeyleri bilmemek, öğrenmemek özür olmaz, günah olur. Küfre sebep olan bir işi, bilerek yapmak küfür olur. Beline, zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak, haç takınmak ve küfre mahsus şey giymek de böyledir.

Kâfirlerin bayram günlerinde, o güne mahsus şeylerini, onlar gibi kullanmak da küfür olur. Bunları mizah için, başkalarını güldürmek için, şaka için kullanmak da küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. Fakat bunları harbde düşmana karşı, barışta zalime karşı, hile olarak kullanmak küfür olmaz. Peygamber efendimiz, (Harb hiledir) buyurdu.

Yalan da üç yerde caizdir. Biri harbdedir. Din düşmanlarından korunmak veya müslümanları korumak için yalan caizdir. (Uyun-ül besair, Hadika)

Kâfir ülkede, müslümanların seçeceği imamın, Cuma kıldırması makbuldür. (Redd-ül Muhtar)

Ehl-i kitabın kesmiş olduğu hayvan, aksi sabit olmadıkça, temiz kabul edilir. (Eşbah)

İbni Âbidin
hazretleri buyuruyor ki:
(Gayri müslim ülkelerde, onların kanunlarına itaat etmek [karşı gelmemek] zarureti vardır. Mallarına, canlarına, ırzlarına saldırmak asla caiz değildir.) [Redd-ül Muhtar kadılık bahsi]

Abdülgani Nablusi
hazretleri buyuruyor ki:
(Hükümet mubah bir işi yasak ederse, bu emre itaat vacip olur. Kendini tehlikeye atmak caiz olmaz.) [Hadika s.143]

Muhammed Hadimi
hazretleri buyuruyor ki:
(Hükümetin emrettiği her mubahı yapmak millete vacip olur.) [Berika s.91]

Bu üç eserde de görüldüğü gibi, müslüman, dünyanın neresinde olursa olsun, ister müslüman ülkelerde, ister gayri müslimlerin bulunduğu yerlerde, onların kanunlarına karşı gelmemeli, güzel ahlakı ile herkese örnek olmalıdır.

Müslümanların kıyafetleri

Kâfirlere veya kadınlara benzemek için sakalı kazımak haramdır. (İbni Âbidin)

Sakal kazımak, ateşe tapanların âdetidir. Kâfirlere teşebbüh haramdır. (Bahr, Tahtavi)

Sakalı bir tutam uzatmak sünnettir. [Dâr-ül-harbde veya zulüm görmemek, nafakadan olmamak, emr-i maruf yapabilmek, müslümanlara ve İslamiyet’e hizmet edebilmek, dinini, namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz, hatta lazım olur. Özürsüz olarak kısaltmak ve kazımak mekruhtur. Sakal sünnetine önem vermeyen kâfir olur.] (Berika)

Dâr-ül-harbde, kâfirlerin mal, can ve ırzlarına saldırmak haramdır. Kâfir kadınların başlarına, kollarına, bacaklarına bakmak haramdır. Kâfirin malını almak, kalbini kırmak, müslümanın malını almaktan daha büyük günahtır. Kâfirlerin haklarına dokunmamak, kimseyi dolandırmamak, müslümanlık icabıdır. Kâfirlerden de gasp, hırsızlık gibi gayri meşru yol ile alınan şey, mülk-i habistir, kullanılması haramdır, sahibi bulunmazsa, fakirlere sadaka olarak vermek lazımdır. Hayvan hakkı, insan hakkından, kâfirin hakkı da, hayvan hakkından daha büyük günahtır. Başkasının malını ondan izinsiz alıp, kullanıp, zarar yapmadan yerine bırakmak da haramdır. (Hadika)

Gayri müslim vatandaşlara da, dünya işleri için, dargın olmak caiz değildir. Onların da, güler yüzle, tatlı dille gönüllerini almak, incitmemek, haklarını ödemek lazımdır.

Müslüman olsun, kâfir olsun, nerde olursa olsun, hiç bir insanın malına, canına ve ırzına, namusuna dokunmak caiz değildir. Kâfir turistler, muamelatta, müslümanların hak ve hürriyetlerine mâliktir. Kendi dinlerinin icaplarını yapmakta, ibadetlerini yapmakta serbesttirler. İslamiyet, kâfirlere de, bu hürriyeti vermiştir.

Müslüman, yabancıların kanunlarına karşı gelmemeli, suç işlememelidir.
Fitne çıkmasına sebep olmamalı, hiç kimseye zulüm, işkence yapmamalıdır.
Müslümanlığın güzel ahlakını, şerefini, her yerde herkese göstermeli, her milletin İslam dinine sevgili ve saygılı olmasına sebep olmalıdır. (İslam Ahlakı)

Kâfire ücret ile hizmet etmek mekruhtur. Fakat Dâr-ül-harbde caizdir. Kâfir ülkesinde, onların kanunlarına karşı gelmemek zarureti vardır. Hükümet mubahı da yasak etse, buna uymak vaciptir. Kendini tehlikeye atmak caiz olmaz. (Redd-ül Muhtar, Hadika, Berika)

Faizci ebedî Cehennemde mi kalır?

Sual: Başta Diyanet’inki olmak üzere okuduğum her mealde, Bekara sûresinin 275. âyetinde, (Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alışveriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de, faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah'a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır) deniyor. Diğer meallerde de ebedî kalır, sonsuz kalır deniyor. Günah işleyen niye ebedî Cehennemde kalıyor?
CEVAP
Tefsirden, mealden din öğrenilmez. Faiz haramdır, haram işleyen ebedî Cehennemde kalmaz. Hadis-i şerifleri bile okuyanlar böyle yanlış hükme varırlar. Mesela, (Zina edenden iman çıkar), (İçki içenin imanı gider), (Namaz kılmayan kâfirdir) hadis-i şeriflerini okuyan da, bu günahları işleyenlere kâfir der.

Faiz de büyük günahtır. Faiz alıp verene kâfir denmez. Faizin haramlığına inanmayan kâfirdir ve ebedî Cehennemde kalır. Faiz alıp verdiği için değil, faizi helâl saydığı için ebedî Cehennemde kalıyor. Ali Fikri Yavuz’un mealinde, (Kim de, haram olan bu ribayı helâl diye yemeye dönerse, işte onlar cehennemliktir, o ateşte ebedî olarak kalacaklardır) deniyor. Böyle açıklamalı yazılınca, yanlışlığa fırsat verilmemiş oluyor. Bir şeyin hükmü mealden değil, fıkıh kitaplarından öğrenilir. Bu bakımdan fıkıh ilmini bilmeden âyet ve hadis okumak çok yanlıştır.

Promosyon

Sual: Maaş aldığımız banka, bize promosyon veriyor. (Faizdir alınmaz) diyenler oluyor. Bu, faiz mi promosyon mu?
CEVAP
Faiz değil, teşvik hediyesidir. Ortada bir faiz anlaşması yoktur. Banka, (Maaşını bizden alıyorsun) diye teşvik ve teşekkür maksadıyla veriyor. Bazı marketler de müşterilerine teşvik maksadıyla, bir şeyler veriyor, (Bu da bizden olsun) diyor. (Şu kadar alışveriş yapana, şu hediyeleri veriyoruz) veya (50 liranın üstünde alışveriş yapanlara, şunları veriyoruz) diyorlar. Yahut müşteriler arasında çekiliş yapıyorlar. Bunların hiçbiri faiz değildir. Fasid alışverişle de ilgisi yoktur. Teşvik mahiyetinde bir hediyedir.

Birine 100 lira ödünç versek 101 lira vereceksin dense faiz olur, ama hiç böyle bir anlaşma yapmadan ödünç verdiğimiz kimse bize 100 lira verdikten sonra ayrıca 20 lira daha verse bu para faiz olmaz. Çünkü (Şunu vereceksin) diye bir şart konmuyor, faiz anlaşması yapılmıyor.

Devlette 100 lira alacağımız olsa, on senedir vermese, bugün verirken, 150 veya 300 lira olarak verse bu da, faiz olmaz, caiz olur. Çünkü bizimle faiz anlaşması yapılmadı. Özür dileme kabilinden veriyor.

Faizden gelen para

Sual: Almanya’da yaşıyorum. Buradaki bazı hocalar, (Bankaların verdiği faizi yiyecek içecekte kullanmamalı, başka ihtiyaçlara vermeli) diyorlar. Bazı hocalar da, (Eğer bankaların verdiği faiz haramsa, nereye harcanırsa harcansın haram olur; helâl ise her şeye harcanabilir) diyorlar. Hangisi doğrudur?
CEVAP
Birinci hocalarınki yanlış, ikinci hocaların söyledikleri doğrudur. Yani haramdan gelen para, nereye harcanırsa harcansın yine haramdır. Ancak İslâmiyet'le idare edilmeyen Almanya gibi yerlerde bankaların verdiği faizin haram olmadığı (Kuduri, Cevhere, Vikâye, Hindiyye, Mebsut, Dürr-ül Muhtar, Redd-ül Muhtar) gibi muteber eserlerde yazılıdır.

Abduhcunun hezeyanları

Sual: Mezheplerin birleştirilmesini savunan ve her mezhepten aklına uygun gelen hükmü alan Mason Abduh’un çömezi bir yazar, özetle diyor ki:
(Fransa, İtalya gibi Dar-ül harb denilen ülkelerde, kâfirlerden faiz alınmaz. Faiz, alın teri dökmeden ve yorulmadan para kazanıldığı için haramdır. Eğer faizi bankadan alıyorsa, bu daha büyük haramdır. Biz, dünyadaki hiçbir gayrimüslim ülke ile savaş hâlinde değiliz, hepsiyle barış hâlindeyiz. Buna ben (Dar-ül sulh) diyorum. Savaş hâlindeki gayrimüslim ülkelerden faiz almak caiz olmadığı gibi, hele barış hâlindeki gayrimüslimlerden de faiz almak hiç caiz olmaz.)
Faiz elbette haramdır. Ancak yazarın dediği gibi, (Alın teriyle kazanılmadığı için haramdır) demek çok yanlış değil mi? O zaman alın teriyle kazanılmayan birçok meslek vardır. Altın veya döviz satanların yahut komisyonculuk yapanların kazandıkları haram mı oluyor?
CEVAP
Bu Abduhcunun hezeyanlarına vesikalı bir cevap vermeye kalkarsak koca bir kitap olur.

Mezhepsizler, her haramın akıllarına göre bir hikmetini bulmaya çalışırlar. Genelde hepsi de yanlış veya eksik olur. Bir mezhepsiz hoca, (Domuzun haram edilmesinin hikmeti, içindeki zararlı trişinlerden dolayıdır) demişti. Ateist bir genç, (O zaman biz domuz etini yüz derecenin üstünde kaynatır, içindeki trişinleri öldürür, domuzu helâl olarak yeriz) demişti. O gence, şöyle demiştik:
(Hayır, sadece trişinden dolayı haram edildiğini söylemek yanlış olur. Besmelesiz kesilen kuzu eti de haramdır. Kuzu etinin sağlığa ne zararı var? Dinimiz haram etmişse, hiç hikmetini araştırmadan, onun haramlığını kabul etmelidir. Bir damla alkol sağlığa zararlı olmasa da, haramdır. Bir damla idrar da öyledir.)

Abduh’un çömezi, faizin haram ediliş sebebini zahmetsizce kazanmaya bağlıyor. Diyelim, faizci, karda kışta, köylere, iş yerlerine, dükkânlara giderek, faizle para verse, arabanın benzinine ve şoförüne para harcadığı, çok yorulduğu için alacağı faiz helâl mi olur? Aksine miras malı da, hiç zahmetsizce gelse helâldir. Hediye alıp vermek helâldir. Zahmet çekilmediği için haram denir mi?

Mezhepsizliğin özelliğinden galiba, (Allah, haram ettiği için haramdır) diyemiyorlar. Müşrikler imkânsız sanarak miracı inkâr etmişlerdi. Günümüzdeki Hamidullahcı mezhepsizler de, (Ta oralara nasıl gider?) diyorlar, onlar da, miracı inkâr ediyorlar. Hazret-i Ebu Bekir, (O, dediyse doğrudur) buyuruyor. Haram olan bir şey için de, Kur’an-ı kerimde veya hadis-i şeriflerde bildiriliyorsa yahut mezhebimiz “haramdır” demişse, hiç tereddüt etmeden ve hikmetini falan araştırmadan haram olduğuna inanmalıdır.

Dâr-ül-harbde, kâfirlere ödünç vererek, onlardan faiz almanın caiz olduğu bütün kitaplarda yazılıdır. Birkaç örnek verelim:
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: Dâr-ül-harbde, gayrimüslimlerin mallarını faiz yoluyla almak helâldir. (Redd-ül-muhtar)

İmam-ı a’zam ve imam-ı Muhammed, (Dâr-ül-harbde, Müslümanla kâfir arasında faiz günahı olmaz) buyurdu. (Mültekâ)

Dâr-ül-harbde, bir Müslümanın, faiz yoluyla para kazanmasının caiz olduğu, (Kuduri, Cevhere, Vikâye, Hindiyye, Mebsut, Dürr-ül Muhtar, Redd-ül-muhtar) gibi muteber eserlerde yazılıdır.

Aynı husus Mecma’ul-enhür ve Dürer’de de, (Lâ ribâ beynel müslimi vel harbiyyi fi daril harbi = Dâr-ül-harbde, Müslümanla kâfir arasında faiz yoktur) hadis-i şerifiyle bildirilmektedir. (Faiz yoktur) demek, (Faizli alış verişler caiz olur) demektir

Diyanet Ansiklopedisi’nde de şöyle diyor: Ebu Hanife ve İmam-ı Muhammed’e göre dâr-ül-harbde Müslümanla harbi arasında faiz muamelesi caizdir. (Faiz maddesi s.121)

Abduhcu, (Bankadan almak daha büyük günah olur) dese de, Meşihat-i İslamiyyenin çıkardığı Ceride-i İlmiye kitabının 55. sayısının 1744. sayfasında yazılı fetvada da, (Dâr-ül-harbde kâfir bankasına para yatırıp, bankadan faiz almak, şer’an helâl olur) buyuruluyor.

Her şeyi bir hikmetle, bir sebeple açıklayan başka bir hoca da, kâfir bankasından faiz almanın caiz olduğuna şöyle bir örnek veriyor:
(Faizin haram edilmesinin hikmeti, karşıdaki kişiyi sömürmektir. Mesela 100 lira isteyen kişiye, “50 lira faiz isterim” diyerek onu zor duruma sokmaktır. Bankaya para yatırılınca, banka zor duruma düşmüyor. Banka kazandığı paranın bir kısmını bize veriyor. Mesela 20 lira kâr ediyorsa, “10 lirası senin, 10 lirası benim olur” diyor. Biz bankayı sömürmüyoruz. Bunun için, İtalya, Fransa gibi gayrimüslim ülkelerde bankaların verdiği faizi almak caizdir, günah değildir.)

Hâlbuki kâfir bankasından faiz almanın caiz olduğu din kitaplarında yazılıdır. Böyle aklî bir örneğe hiç ihtiyaç yoktur. Fakat aklını ölçü alanlar için, akla zıt da değildir. Nakle zıt olmadığı için söylemekte mahzur yoktur.

Abduhcu yazarın, (Dar-ül sulh = Barış ülkesi) diye bir tâbir uydurmasının dinde yeri yoktur. Hiçbir İslâm âlimi öyle bir tâbir bildirmemiştir. Bir ülke, ya İslâmiyet'le idare edilir veya gayri İslâmî şekilde idare edilir. İkisinin arasında başka idare şekli yoktur. Yani bir ülke ya (Dar-ül-İslam) veya (Dar-ül harb) olur. Kelime mânâsına bakarak Dar-ül harb için (Savaş yapılan ülke) denmez. Vehhâbîler de, hep böyle kelime üzerinde durarak yanlışlıklar yapıyorlar. Deyimlerde, tâbirlerde kelimeye bakılmaz. Bir başka husus da, bugün bir ülke, kendine, (İslam idaresi) dese, o ülke (Dar-ül-İslam) olmaz. Bir kimsenin adı Veli olsa, o kimseye evliya zat denmediği gibi, bu da öyledir.

 

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.